Normalde umrumda olmaz ama işte Retro!

IMG_8647

Bu yaşıma kadar Merkür retrosu ve etkileri nelerdir? hiç araştırma gereği duymamıştım. Geçenlerde yaşadığım bir mevzudan bahsederken ‘’bunlar hep retrodan!’’ dedi birisi. En anlaşılabilir haliyle Merkür’ün geri hareketiymiş. Bu geri hareketten daha mühim olan ise gerilemeden önceki duraklama dönemi diyorlar. Yani şu an bu satırları duraklama döneminde yazıyorum. Her yıl üç defa yaşanıyormuş bu çılgın dönem. Çok büyük kararlar alınmaması gerekiyormuş,  (ne gibi büyük karar alacaksak sanki herkes ceo memlekette) işte ne bileyim elektronik cihazlarda en yoğun teknik arızanın yaşandığı dönem oluyormuş, edindiğim bilgilerin ortalaması bu şekilde.

Düşünsene koskoca gezegen geri hareket ediyor hatta duruyor ve ‘’ben kim oluyorum da böyle koca adımlarla ileri hareket etmeye çalışıyorum.!?’’

İlk teknik arıza telefonumun kısmi felciyle başladı. Telefon bir uzvumuz neticede önce bi ah/ladım sonra geçti. Derken whatsapp mesajlarım silindi. Normal şartlarda umrumda olmaz ama bir sesli mesaj vardı ve uzun zamandır ilk boş vakitte redakte edecek, hakkında yazı yazacaktım neyse ona da bi ah/ladım geçti. Bunlar çok zorlamadan geçen kısımlar. Bir de geçip gitsin diye var gücümle iteklediklerim var.

İletişim/sizlik.

Astrolog Zeynep Turan’ın Merkür’ün bu vaziyeti üzerine kurduğu bir cümle neticesinde evet dedim. Evet bu Merkür ve ben bu cümleyi nerede olsa tanırım!

”İletişimi, konuşmayı yöneten yine sahnede! Bizi hor görüp sinir etmeyi planlayan, deyim yerindeyse damarımıza basacak günler kapıda…”

Damara basmak. Başladı mı bitmek bilmeyen pis hareketler silsilesi.

Yıllar önce katıldığım marka/tanıtım toplantılarından birinde sürekli proje üreten bir kadınla tanıştım. Bir iki yerde daha karşılaştık ve yüzeysel sohbetleri tekrarladık her görüşmede. Ne projelerinin içeriğinden ne de maksadından bi haberim o zamanlar. Derken bir gün ofisine davet etti. Danışmak istediğim şeyler var fikir alışverişi yapalım dedi. Ben de gayet olumlu karşılayıp gittim görüşmeye. Bu blogger lansmanları nasıl oluyor, kimlerle çalışmalı vs genel konu başlıklarıyla konuştuk. Benim bu noktada nasıl bir iş birliğim olabilir bunları tartıştık. Bir liste yaparak başla işe dedim önerdiğim isimleri yazıyor bir yandan. Neyse sonra benimle iletişimi koptu ancak yakın arkadaşlarıma her gün birine olacak şekilde sistematik mail atıp ofisine davet ediyor. Hali hazırda kıymet verdiğim biri olmadığından ve hamlesini pek tabii anladığımdan ben de iletişim kurmaya niyetlenmedim. Takip eden süreçte pek çoğuyla projeler yaptı (ne yaptı derseniz hala anlamış değilim) Aradan bir iki yıl geçti asistanı aracılığıyla ulaştı. Bir oyuncak markasının lansmanına davet ediyor. İşin içinde samimi olduğum arkadaşlarım da var. Kabul ettim. İş belirlenen tarihte olmadı ertelendi. Yeni bir tarih belirlendi ve o tarihte şehir dışındayım. Neyse ben şehir dışı programımı iptal ettim ve yeni tarihe evet dedim. Lansman gününe iki üç gün kala lansmanın iptal olduğunu öğrendim. Yani benim ve samimi olduğum arkadaşlarımın lansmana katılamayacağını. Sebep? Çünkü en az 100bin takipçili kullanıcıların katılması isteniyormuş. Bir aylık çalışma sürecinde bunun en son söylenmesi ise ayrı bir yazı konusu.

Ki bunu kişinin asistanından değil arkadaşımdan öğreniyorum. Neyse kendi içimizde uzatmadık işin muhattabıyla da konuşmadan kapattık mevzuyu. Ne bir özür maili ne de bir gönül alma durumu söz konusu olmadı. Ve bu olayın üzerinden aylar geçmişken aynı kişiden bugün bir mesaj aldım. ”Bir lansman hakkında mail attık, aradık ama ulaşamadık. Geri dönüş yaparsanız seviniriz.’’

Ben de son çalışmalarında nasıl mağdur edildiğimizi ve bu durumun profesyonelliğe sığmadığını, son derece acemi olduklarını anlattım ve ekledim; sizinle bir çalışma içerisinde yer almayacağım.

Asistanından şöyle bir yanıt geldi; firmanın 100 bin takipçi kriteri sebebiyle yaşandı bunlar sizin mağduriyetinizden haberdar değildik. Efendimiz (!) ‘’acemi ve iş bilmez’’ yorumlarınıza teessüflerini iletirken yanlış anlamalar için özür diledi.

Nasıl profesyonellik akıyor hala!

Ben de 100bin takipçinin 100bin insan anlamına gelmediğini tam olarak bu sebeple iş bilmez olduklarını zaman içinde çalışma prensipleri konusunda kendilerini geliştirebilmelerini dilediğimi ilettim.

‘’Honomöföndöööööö ne demek kendinizi geliştirmek işi sizden mi öğreneceğiz! Çalışmamamız isabet olmuş.’’ şeklinde kendilerine yakışır şahane bir yanıtla silindi yörüngemden.

İşe, işi senden mi öğreneceğiz diyerek kendince yükseldiğin kadının fikrini alarak ve danışarak başladığını söylemedim tabii…

Çünkü muhtemelen muazzam bir inanmışlık söz konusu.

Çok uzun zamandır böylesine sığ ilişkiler içine girmediğimden bana o iyi ki unuttuğum, kaygan zeminde top koşturan içi boş, takipçisi bol insanların aynı seviye/sizlikte bu zihni sinir muhattaplarını hatırlattığı için kısa bir süre için arıza verdim. Yazdım geçti!

Başka zaman olsa öyle had bildireyim, açıklama yapayım tribine girmeden yanıtsız bırakır asla iletişim kurmazdım ama işte Merkür! ama Retro!

 

 

1 Comment

  1. Emel Atahan says: Cevapla

    Harika bir yazı olmuş! Resmen duygulara tercüman… Retro daimi var sanırım. Benzer şeyleri sürekli yaşadığımıza bakılırsa :)

Bir Cevap Yazın