Bazı Çocukluk Ağrıları / Öpünce Geçmeyen An-ı-lar

image1

Çocukken arkadaşlarımın evlerine gitmeye bayılırdım…

Her gün biri davet etse diye gözlerinin içine bakardım ya da davet ettirilmek için imkan yaratırdım. Manevralarımı net olarak hatırlayamasam da genelde başarılı olurdum eylemlerimde. Kimse bizde kalmazdı, o yıllarda henüz arkadaşta kalma ehliyeti yoktu akranlarımın ama ben kalırdım.

Evde huzursuzluk mu vardı? Vardı biraz evet.

Fakat konu tam olarak bu değildi. Kalabalık aileler, akşam dört koldan kurulan yemek sofraları, sofralarda gelişen dialoglar, bütün bunlara konuk olmayı severdim. Hele bir de komik baba figürü varsa ortamda yapışıp kalırdım olduğum yere.

Bir boşluğu o an hiç bilmediğin ancak yıllar sonra ne olduğunu tanımlayabildiğin şeylerle doldurmak da yalnızlığa dair/miş.

Babamı yitirdikten sonra uzun yıllar sokakta oynarken, onun işten eve geliş saatinde dışarıda olmamaya çalışırdım çünkü kaldırımda otururken, sokağın köşesine mıhlanmış bakışlarımı uzun süre başka yere çeviremezdim ya da onun kullandığı arabanın modelini gördüğümde herhangi bir yerde, kalbimin olduğundan iki kat hızla çarpmasına engel olamazdım. Bütün bunların dışavurumu ise hislerimi açık etmeyecek şekilde yarattığım kamufle yalanlar olurdu.
Pansumanımı insanları izleyerek, kimi zaman kendimi onların yerine koyarak yaptım. Bizim evde renkler değişmişti, duygular değişmişti, biri ağzını açacak olsa konuyla ilgili sanki yangın çıkacaktı sinelerimizden. Birimiz üçümüz olacaktı, duvarlara sıçrayacaktı gözyaşlarımız. Şimdi düşününce o yaşlarda sarılıp ağlayacak bir omuz bulamamak ya da bulduğunda utanıp yüz çevirmek boyundan büyük bir gölgeye sarılmak için çabalamak da yalnızlığa dair/miş.

Acımızı paylaşamayız!

Konuşursak inciniriz!

Aç mıyız?

Açıkta mıyız?

Halimize şükür!

Ayrıca öyle herkesle paylaşılmaz böyle şeyler; insanlar haline üzülür, güçlü ol, baban seni görüyor üzülür, annen duymasın çok üzülür diyerek gelmiştik bugünlere.
Bugünler?
Bugünler; yıllarca kimseye soramadığım soruların yanıtlarını tek tek kendi içimde bulmaya çalıştığım, neyi neden yaptığıma dair ipuçları kovaladığım, kızımın gözünden hayata bakmaya çalışırken duygularına asılı kaldığım bugünler.
Ona benzer duyguları yaşatmamak için arafta kaldığım bugünler.
“Babam bu gece erken gelecek, bana söz verdi. Eteğimi giyip onu bekleyeceğim. Onunla oynayıp dans edeceğim, biliyo musun anne eteğim çok hızlı dönüyor!” diyen heyecanlı minik kızıma “Baban bugün biraz geç gelecek” dediğimde yaşadığı hayal kırıklığıyla, göz yaşlarını tutmaya çalışırken titreyen dudaklarına bakıp yirmi yıl öncesine gittiğim bugünler. “Büyüyünce babamla evleneceğim” diyen bir kadının gerçekle hayal arasına sıkıştığı bugünler.
Tam 23 yıl sonra yitirdiği adamla ilgili ancak duygularını toparlayan kadının ağrılarına çare aramak yerine onlarla yaşamayı öğrendiğini farkettiği bugünler.

Öpünce geçmiyor bazı uf/lar.

 

2 Comment

  1. Evren Karakoç Dalkıran says: Cevapla

    Ne yazabilirim, söyleyebilirim bilmiyorum, yazı içime işledi tek söyleyebileceğim bu.

  2. Sena says: Cevapla

    Duygularına tercüman olmuşsunuz diyebilirim çok şükür huzurlu mutlu bi ailem vardı ama babam hep çalışırdı bi tane resmimiz bile yok vefat etti 17yasında babasız kaldım insan sonra sonra anlıyor kıymetini sonra evlendik 2sene herşey mükkemmel sonra ilgisiz dışarıya meyilli bir koca iki tane kız evlat bi yandan çaresizlik bi yandan çözüm üretmeye çalışmak kızlara mutluluk pozları bazen boğuluyorum

Bir Cevap Yazın