Sorayazdım; Değdi mi?

Hayvanı tekmeledin, sokağa tükürdün, sağa sola dalaştın, arabaları çizdin düzenli aylık geliri olmayan bir işÇİ gibi.

-Öfkeden dedin! öfkeden oluyor bunlar hep.
Sonra duygularına terlik attın. Küçültmeye çalışıyorum dedin.
İncite incite bölmeye, azaltmaya çalışıyorum.

Sığ(a)madığım için geri döndüğüm, zilini çalmaya ürktüğüm kapılar var; dedin.
İçeride neler olduğunu merak ettiğim kapalı kapılar…

Bir zamanlar çizgilerine basmadan yürüdüğün, içinden bilmem kaç yüzbine kadar saydığın yollarda, önüne çıkan taşa kızdın.
Burktuğun bileğine sövdün sonra dağa küstün.

Yanından geçerken dikkatlice yüzünü inceleyen adama baktın. Biraz ilerledikten sonra geri döndün.

-Birader neye baktın sen? diye sordun.

-Sana baktım dedi adam.

-Niye baktın?! dedin sesinin şiddetini arttırıp.

Bir tık üzerine geçti adamın sesi!

-“Sana ne lan?” diyerek boşlukta yankılandı, paramparça dağıldı sana düşene dek.

-“Lan” dedi sana? Sana lan dedi! Bi şey desene sana -lan- dedi! diyerek omzundan çekiştirmeye başladı sağ yanın.

Sen sustukça yükseldi ve servis atışına çıkan raket gibi hızla indi adamın yanağına.

Ben yapmadım dedin, sağ yanım yaptı.
Arsızdır, laftan anlamaz.
İnanmadılar.!!!

Pencere önünde unutulmuş, hayata arkası dönük; makyajı akmış, eski tozlu bir biblo gibi takıldın bir süre.
Sokağa kırgın,
insana kindar,
yaşama öfkeli öylece durdun.

Geçenlerde ortak bir tanıdığa rastladım.
Ben sormadan kendiliğinden açıverdi konuyu.
Evini botaniğe çevirmişsin, kendini çiçeğe yaprağa adamışsın, yıllar sonra bir canlıyla yaşamayı öğrenmişsin. Bitkiden dönüşüp bitkiye adamışsın kendini.

Yüzüne soramam beni bilirsin, arkandan da konuşamam.
Sorayazayım en iyisi; “Değdi mi?”

Bir Cevap Yazın