Sosyal Medyada Varoluş; Sanal Mutluluklar & Reel Mutsuzluklar

”Sahi hiç kimsenin mutlu olmadığı bir zamanda doğmayı nasıl başardık biz? Bakıyorum herkes başka bir köşeye sinmiş acı çekiyor. Dahası, çektiği acıyı birbirinden gizlemeye de çalışıyor.”

Bedia Ceylan Güzelce

Uzunca bir süre sanal yaşam hakkında belki sıkıldığım için belki de objektif olabilmek adına kendimi sıkça dışarıda tutarak durum değerlendirmesi yapma imkanım oldu.
Gördüklerimi ve bildiklerimi madde madde anlatmam tercih edilirdi şu an çünkü bizler parmak korkusuyla büyüyen çocuklarız beynimize ancak parmakla giriyor bilgiler.
Dallandırmadan özetle; kısa süreliğine instagram aplikasyonunu sildim. Bu süreçte bilgi kaynağım twitter idi. Bir kere twitter’ın tam olarak neye hizmet ettiğini instagramı silince anlıyorsunuz. Fotoğraflar bilgilerden daha mühim olduğu için instagram üzerinden ya da reelden iletişim halinde olduğunuz insanlarla twitter’da pek öyle samimi olmuyorsunuz. Herkes o fenomen 140 karakterin peşinde. Laf sokmadır efendime söyleyeyim isyandır, başkaldırıdır, dedikodudur buralarda daha bi gideri olanlardan. Bir de instagram’a verilen ince ayarlar var twitter’da bunu ben de çokça yapmışımdır. Kardeşi kardeşe şikayet etmek, anneyle kızın arasına girmek gibi saçma sapan bir durum. Oysa instagrama dönüp baktığınızda twitter’ı şikayet eden bir post görmeniz neredeyse olağan dışı.
Twitter haber alma konusunda gezi olaylarından beri tüm basılı yayın kuruluşlarından, diğer online haber alma sitelerinden çok daha hızlı. O nedenle bir günü bir gününe uymayan devletimiz erişim engeli koyduğunda her an arkadan biri cüzdanı çekecekmiş gibi hissediyorum.
Gelelim instagram’a sene 2011 bir arkadaşımla laflıyoruz. Konuşurken bana instagram diye bir uygulamadan bahsediyor. Toplasan 20 kişiyi takip ediyor kendisini de 5 kişi ancak.
Takip edebileceğim kişileri arıyorum, türk kullanıcı sayısı bir elin parmağını geçmez diyor ve o zamanın imkanlarıyla çok sağlam fotoğraflar gösteriyor. Hadi aç sen de, çok iyi fotoğraf çekiyorsun! diye gaza getiriyor beni. Tam annelerin, dayıların facebook ehliyeti almaya niyetlendiği yıllar. Facebook sayfamı iki günde bir donduruyorum. Facebook, reelde yüzüne iki kelam edemediğin ya da karşılaştığında yüzüne güldüğün insanlara laf sokma arenası.
Tamam dedim. Açayım.

İlk fotoğraf;

Sürüm 2

Sosyal medyada var olma savaşı ve düşmanlıklar;

Fazla ciddiye alırsanız içinde bulunduğunuz ortamı ve konumlandırdığınız insanları çok mutlu olmanın yanı sıra sağlam kazıklar da yiyebiliyorsunuz. Neticede fotoğraflarını takip edip bayıldığınız insanların kamera arkasında neler yaşadığını bilmiyorsunuz. Kendinizce yaptığınız güzellemeler, tatlı yakıştırmalar ve belki de bu sanal yaşamın getirisi olan ‘’Seni seviyorum’’ lar havada uçuşuyor. Sonrasında hayal kırıklığı yaşamak gayet olağan. Görücü usulü evlilik gibi bir şey sanal dostluklar. ‘’Şans!”
Neyse uzun yıllar şahane eğlendim instagram’da 30 takipçim var yok ben de bir o kadar kişiyi takipteyim. Henüz gelinin kayınvalidesinden altınlar dizilmemiş, annesinin prensesi, karısının aslan kocası, kahve fincanım ve kitabımın kapağı uyumu yok karelerde. İşte ne biliyim İtalya’dan Aldo’ya günaydın demişim büyülendiğim fotoğrafının altından o da günün güzel geçsin demiş falan ulan ne güzel mutluluklar böyle hinlik, fesatlık henüz start vermemiş. Neyse gel zaman git zaman hamile kaldım ve neticede bunu benimle birlikte yaşayan insanlarla mıknatıs gibi buluşup bir grup yarattık. Selma doğuma gitmiş mi? Fotoğraf koymamış! diyerek ortalığı ayağa kaldırıp hiç görmediğimiz ama işte bir yerlerde bizimle iletişimi kesmeyen Selma’dan haber alamadığımız için endişelendiğimiz günler olmuştu. Daha sonralarda bebeklerimizi hep birlikte büyütecek birbirimize destek olacaktık. Derken buluşup görüşebileceğimiz ortamlar olmaya başladı. Bir çoğuyla hala görüşürüm ve içten severim.

Ülkemizde “gerileme” artık bir gelenek. Gerileye gerileye ilerlemeye çalıştıkça varamadığımız hedefe kızıp topuğuna sıkıyoruz her defasında. Ve hedefe ulaşmak yerine hedefi kendimize çekiyoruz.
Sosyal medyada kurulmuş ilişki ağı da ilerleyen yıllarda geriledi. Telefon açıp hal hatır sormak yerini “bakalım bugün fotoğraf koymuş mu?! Hmm bilmem nerede piknikte, yanında bilmem kimlerle hmm! Hiç haber vermedi bize.” (No like & yes ölü taklidi) ve atalarımızdan yadigar fesatlık.
Genel anlamda mutsuzluğumuzun sebebi mirasımız kıskançlık, hinlik, kaybetme korkusu ve insanları avuçta tutma arzusu.
Bergman’ın aklımdan çıkmayan ara ara dürten bir sözü vardır; “Zirveye çıktıkça görüş alanınız genişler, nefesiniz daralır”
Sakin ol rambo! Adamın bahsettiği zirve senin bilmem kaç yüzbin takipçi yapıp sokakta kasım kasım kasılarak yürümen değil.
Yaşam yolculuğumuzda olayları, kişiyi veya kişileri hayatımıza alelacele dahil etmeye çalışırken oldukça basit bir kurgu sistemimiz var bunu üç yaş üzeri sosyalleşen tüm canlılar bilir.
İnsanları tanımak, haklarında bilgi sahibi olmak, fotoğraflardan karakter analizi yapmak, sebep sonuç ilişkilerini canımızın istediği şekilde yorumlamak gibi. Son günlerde büyük şaşırtan bir mevzu var ki akıllara zarar! Hayatını kaybeden insanların sosyal medya hesaplarını takibe almak, fotoğraflardan geçmiş yaşamını analiz etmek ve minik akıllarla kadercilik oyunu.

Bu yazıyı yazmama sebep olan şey insanların artık sosyal medya hesaplarıyla varoluş çabası. Bu bir şikayet yazısı değil. Çünkü hesap kapatmak açmaktan daha kolay. Rahatsız olan, vaktinin çoğunu bu mecralarda geçirenler zaman zaman uzaklaşmalı. Like’la beslenmek, comment’le var olmak gerçek anlamda mutluluk getirmiyor. Baksanıza yazım dilimize bile sirayet etmiş. Like, Comment, application vb.

instagram akışınızı takip ederken yanı başınızda akıp giden zamanı, kendi hayatınızın akışını kaçırmayın. Tanık olduğunuz insanları sık sık eleştirmek yerine bir süre uzak durmayı deneyin. Bir tecrübe sonucu bunu deneyimlemiş biri olarak minik bir tavsiye.

Hayat aceleci kendi gerçeğine sarılmak ve şefkat göstermek için fazla vakit yok.

Fran Rodriguez

Sevgiyle …

 

2 Comment

  1. Zhrpyrz says: Cevapla

    Sizi hamileyken takip etmeye başladım ve hiç bırakmadım fırsat buldukça blogdaki yazılarınızıda okuyorum ek gıdaya geçiş, ilk inek sütü nasıl verilir sizden öğrendiklerimiz sadece birkaçı şahsen sizi ve Bade’yi severek takip ediyorum birdaha app’i silmemeniz dileğiyle sevgiler

  2. Seda says: Cevapla

    Sakince kendinizi geri çekişinizle beraber yarattığınız daha naif alanınızla, mis gibi bir profilsiniz instagramda

Bir Cevap Yazın