Davranış Notu:Yıldızlı Pekiyi

img_8476-1.jpg

Kimse yoktur ki karnesinin sağ tarafında bulunan davranış notlarından aldığı kırık not yüzünden sınıfta kalmış olsun.


Okul sadece bilimsel bilginin verildiği mekanlar değil aynı zamanda kültür, sanat, siyaset gibi öznel kaynaklı derslerin de verildiği eğitim kurumlarıdır.*
Yani kimi zaman çocukları yaşamdan koparan bence fişlemenin öteki adı olan karnenin sol tarafındaki sayısal değerler kadar hayati bir önem taşımıyor mu sağ taraf? 

Benim için öyle anlamsız ki…

Çünkü kandırıldık, kandırılıyoruz en iyi yapabildiğimiz şey bu ” Kandırıyoruz.”

Çevreyeye duyarlılık – Çok iyi (5) 

Çevreye duyarlı mı çocuklar? Kendi kapısının önünü süpüren ebeveynlerinin çocuklarından söz etmiyorum.

Hiç tanımadığı birine en az kendine olduğu  kadar saygı duyuyor mu? 

Yanından geçip giden insanlarla iletişime geçebiliyor mu?

Merhaba*yı, iyi akşamlar*ı, günaydın*ları geçtim.

Bir tebessüm bırakabiliyor mu karşısındakine, iletebiliyor mu? 

Çalakalem bir el yazısıyla “Tuvaleti bulduğunuz gibi bırakın” yazıyor çay bahçesinin tuvaletinde.

Tuvalette nefesinizi tutmak kaydıyla işinizi alelacele yapıp koşarak uzaklaşmak zorundasınız. Tuvalet kağıdı yok elbette çünkü hepsi klozetin içerisine doldurulmuş ve bu noktada özenle yapılan tek iş bu. Bulduğum gibi değil ancak umduğum gibi bırakmaya çaba göstermiş olarak ayrılıyorum oradan. Girişte 2 tl ödediğim görevliye yaklaşıp içerde tuvalet kağıdı olmadığını söylüyorum. Girerken benden isteyecektiniz diyor.

Mantıklı bir cevap bulamıyorum, düşünemiyorum sıkıntıdan patlamak üzere düşünen yerlerim.

Yere sakız atmıyor değil mi çocuklar?

Yürürken kendi ayakkabısına yapışan sakıza olan öfkesini, sakızı atana duyduğu öfkeyle karıştıran, bir kuşun gagasına yapışacağı ihtimalini bilmeyen ya da önemsemeyen çocuklar, yetişkinler…

Biraz daha geri gidelim.

Ebeveynler?

Otobüs garında olsa olsa iki yaşında bir erkek çocuğu frenleri boşaltmış bilinmeze koşuyor. Anne bir sağa bir sola yalpalayarak büyük adımlarla şuursuzca öfkeli peşinden koşuyor. Çocuğu yakalayışı yere düştüğü ana denk geliyor ve küçücük suratına attığı tokat yetmiyormuş gibi oyuncak bebek misali tek kolundan sürükleye sürükleye çantalarının yanına götürüyor. Gözlerinin içine bakıyorum,çarpışıyoruz. “Aman canım sende” bakışı atıyor.

Bade görmesin diye önünde duruyorum, siper ediyorum kendimi.

Aferin bana!

Ne kadar da hassas bir anne! 

Mi? 

Aksine belli başlı kalıplara kodlanmış bir anne.

Sonra düşünüyorum; Bugün görmedi diyelim böyle sahneleri, hiç incinmedi, yarın bir gün görmeme ihtimali var mı bu ülkede? 

Pamuklara sararak ancak kendine duyarlı çocuk yetiştirebiliyorsun çevreye duyarlı bir çocuk için ebeveynin kendi kişilik özelliklerini doğrularını, yanlışlarını bilmesi yeterli aslında.

Teşekkür etmekten keyif alan, ayrım yapmadan bakabilen, haklı ya da haksız olabileceğinin matematik hesabını yapmadan özür dileyebilecek kadar kendisinin farkında olabilen bir ebeveyn çocuğunun aynası değil midir?  

Çocuğunu sırf koştuğu ve düştüğü için şamarlayan bu annenin de matematiği kırıktı belki ya da coğrafyası ama karnesinin sağ tarafı yıldızlı pekiyilerle doluydu.

Kendinden yaşça küçük kızlarla evlenen adamlar, tecavüzcüler, sapıklar, katiller, çocuk seviciler, katliamcılar, vicdansızlar, hayvan düşmanları, doğa teröristleri, uçkurlarını manevi değerlerden dahi üstün görenler, beyin yıkayanlar, yoldan çıkaranlar, hırsızlar, mazlumun vergisiyle meydanlarda şov yapanlar, milleti birbirine düşürenler bunların da davranış notları “çok iyi” idi, hepsinin karnesi yıldızlı pekiyilerle doluydu.

Bundandır çocukluğumdan beri “Bir çocuğum olduğunda onu okula göndermeyeceğim” serzenişim.

Bir yanda yıllık toplam maaşının belki de “5” katı olan bir yıllık okul masrafını nasıl ödeyebileceğini düşünen ebeveynler öte yanda pahalı kahvesini yudumlarken “Devlet okulunda çok ödev veriyorlarmış, sınıflar çok kalabalık, öğretmenler mütemadiyen ilgisizmiş” diye konuşuyor kolejli ebeveyn. Sonra bir rahatlama geliyor kendisine “Ay yok bizim öğretmenlerimiz çok ilgili.”

Sana da pekiyi.

İlkokul hayatına Ankara’da kolejde başlamış orta okul döneminde devlet okuluna geçtiği sene gözünü açmış biri olarak gözlemlediğim olguların alt yapısıyla ön yargıdan uzak bir genellemedir bahsettiklerim.

Parasını insanlara tepeden bakabilmek için bir merdiven olarak kullanmak yerine etrafındaki insanlarla aynı hizada göz teması kuramadan “vah vah,cık cık” dediği bir çocuğun hayatına ufak da olsa destek olamayan zatların da karnesinin sağ tarafı yıldızlı pekiyilerle doluydu.

Fakirle zenginin belki de tek ortak noktasıydı davranış notu.

Hepsi Pekiyi

Yersen… 

1 Comment

  1. Aziz Akpınar says: Cevapla

    Deveye sormuşlar neren eğri? Nerem dogru ki demiş. Sadece eğitim de değil her alanda boğazımıza kadar batmış durumdayız ve bu durumu değiştirebilmek için hiç bir şey yapmıyoruz. Søylenecek o kadar çok sey varken kimsenin umurunda bile olmayacağı gerçeğine bakınca insanın susası geliyor.

Bir Cevap Yazın